Hasan KARAKAYA

Bilirsiniz; “yer, tarih, saat” vermeden, “tanık” göstermeden, kısacası “belge”sini koymadan yazı yazmam…

Son günlerde, gerek “Batı basını”nda, gerek “Paralel Medya”da dile getirilen “iddia”lar konusunda da; hem “belge”ler sunmak, hem de “mukayese” imkânı sağlamak için, birkaç örnek vermek istiyorum…

Malûm, özellikle CNN, BBC, AP, AFP, New York Times ve Washington Post gibi “televizyon, gazete ve ajans”larda, Türkiye’ye karşı “yoğun bir saldırı kampanyası” yürütülüyor!..

Türkiye’ye karşı bir “Haçlı Savaşı” yürütüyorlar!.. İşin garibi, bu “Haçlı Savaşı”nda, “Paralel Medya” da, “Haçlılarla ittifak” halinde!..

OTPOR TAKTİKLERİ

Sürekli “yolsuzluk” diyorlar “hırsızlık” diyorlar, “diktatörlük” diyorlar!..

Yani, hep “Otpor taktikleri”ni kullanıyorlar!.. Sırbistan, Tunus, Gürcistan ve Ukrayna’da yaptıkları “darbe”lerde de, sürekli “Otpor taktikleri”ni kullanmışlarıdı. 

“Otpor taktikleri”nin maddelerinde denilir ki: “Rakibi sindirebilmek için, sürekli hırsız, yolsuz, rüşvetçi ve diktatör kavramları kullanılmalıdır!..”

“Haçlı medyası”, işte bu kavramlar üzerinden “algı operasyonu” yürütüyor!..

İşin tuhaf tarafı;

Pensilvanya mukimi Fetullah Gülen de, dün yayınlanan son “vaaz”(!)ında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı, yine “Firavun”a, “Adolf Hitler”e ve “Nazi”lere benzetmiş!..

“Tartışılmaz bir gerçek” ki;

“Fetullah Gülen ve medyası, Haçlı medyasıyla ittifak halindedir!”

Aksini iddia edenler, “Fetullah Gülen’in vaazı(!)”ndaki ifadeler ile “Haçlı Medyası”nın ifadelerini karşılaştırabilir!..

BİR YILDA 60 SALDIRI!

Farz edelim ki; Haçlı medyası, “Türkiye’ye saldırıları”nda haklıdır!.. Yani, Türkiye’de “özgürlük” yoktur, insanlar “baskı” altındadır!..

Peki, adama sormazlar mı;

“7 Avrupa ülkesi”nde, “Türkler”e yönelik “ırkçı ve faşist saldırılara” ne diyeceğiz?.. Sadece “2014 yılı” içinde, “Türklere yönelik ırkçı saldırı sayısı 60 civarında”dır!..

Saldırılardan 38’inin “cami”lere, 7’sinin “kişi”lere, 3’ünün “ev”lere, 3’ünün “işyerleri”ne, 4’ünün “araç”lara, 7’sinin ise diğer yerlere yapıldığı, sadece “camilere yapılan 31 saldırı”nın son 6 ay içinde gerçekleştiği bir “gerçek” iken, “Haçlı Medyası”nın bunları dillendirmeyip, Türkiye hakkında yazıp söylediklerine inanılır mı?..

Sen, Türkiye’ye saldırmadan evvel, önce kendi kıçını temizle!..

Arkanda bu kadar “pislik”, bu kadar “düşmanlık” varken,  Türkiye’yi dile dolaman, tek kelimeyle “yüzsüzlük”tür!..

DUMANLI’DAN GAMMAZLAMA!

“Vaaz”larıyla, “Haçlı’ya malzeme” veren, sadece Fetullah Gülen değil!..

“Fetullah Gülen’in emir eri Ekrem Dumanlı” da, “hocaefendisinden” pek geri kalmıyor!..

Malûm, Dumanlı da; The Washington Post adlı “Amerikan gazetesi”ne 2 Ocak’ta, bir “gammazlama makalesi” yazmış, “Türkiye’yi şikâyet”etmiş ve demişti ki;

“Daha geçen hafta, 16 yaşında biri yolsuzluğu dillendirdiği için tutuklandı. Hükümeti eleştiren iki gazeteci, Sedef Kabaş ve Mehmet Baransu, attıkları twitlerden dolayı Salı günü gözaltına alındı. Gazetem Zaman ve ben ise, Erdoğan’ın cadı avının sadece son kurbanlarıyız… 

Medya, hükümet denetçilerinin kontrolü altında… Hükümet binlerce polisi, savcıyı ve diğer devlet görevlilerini tasfiye etti…

Özel sektörde Hizmet Hareketi’ne aman vermeyen Erdoğan’ın saldırı makinesi, destekçileriyle bağlantılı kurumların ve firmaların üzerine gitti…

Erdoğan’ın pervasız davranışları sadece kendi mirasına değil Türkiye ve müttefiklerine de zarar veriyor. Türkiye’nin istikrarlı yatırım merkezi imajı bozuldu… İçerisi kaotik olan bir Türkiye uluslararası camia tarafından güvenilir bir ortak olarak telakki edilemez. Erdoğan’ın otoriter adımları Türkiye’yi uzun zamandır benimsediği Avrupa Birliği’ne katılma hedefinden uzaklaştırıyor…”

Yalan!.. Yalan!.. Yalan!..

Dumanlı’nın örnek verdiği Sedef Kabaş, gözaltına filan alınmadı… Savcıya ifade verdi, çıktı… Mehmet Baransu da; “birçok gazeteci”nin başına geldiği gibi; “duruşmalara katılmadığı” için, mahkemenin verdiği “gıyabî tutuklama” kararına uygun olarak “gözaltı”na alındı ama “ifade”sini verir vermez serbest bırakıldı!..

GÜLEN VE CEMAAT ANALİZİ

Bunu ifade ettikten sonra, gelelim, “Batı medyasının daha önce Gülen ve Cemaat hakkında yazdıklarına” ve Ekrem Dumanlı’nın da, bunlara nasıl “cevap” verdiği meselesine…

Tarih, 18 Nisan 2012…

New York Timesgazetesinin sahibi olduğu International Herald Tribune gazetesinde “manşetten yayınlanan bir haber”19 Nisan tarihli Milliyet’te hayli kısaltılarak verilir!..

Milliyet’in, “Türkiye’de gölge güç büyüyor” başlığı ile verdiği International Herald Tribune’deki haberde denilir ki;

l “Fetullah Gülen Hareketi, düzenli olarak güç kazandı ama, şeffaflıktan uzaktı!”

l “Gülen’in destekçileri, sahip oldukları nüfuzları; mahkeme, Emniyet ve İstihbarat’ta, muhaliflerine karşı giriştikleri cadı avında kullandılar!”

l “Gülen Hareketi, dışa kapalı yapısıyla akılları karıştırmış durumda!.. Nüfuz ve güç istedikleri açık!.. Laik Türkiye’ye meydan okuyorlar!.. Gizli bir ajandaları olduğundan kuşku yok!”

l “Gülen’in destekçileri; özenle şekil verilmiş bıyıkları, takım elbiseleri ve misyonervari gayretkeşlikleri ile, Mormon misyonerlerinin ağırbaşlılığını andırıyor!”

l “Gülen’in; bu tarikatın kukla ustası olduğuna dair yorumlar, sempatizanları tarafından kötü niyetli karikatürler diye nitelendiriliyor!”

l “Dışarıya verdikleri görüntüler, aslında sahne gerisinde çalışan hareketin gizli ajandasını örtmekten başka bir amaç taşımıyor!”

l “Gülen, müritlerine seslendiği videolarda şunları söylüyordu: Sistemin ana damarları içinde, varlığınızı hiç kimseye fark ettirmeden, güç merkezlerine ulaşıncaya kadar yürüyün!”

l “Köktenciliğe ve terörizme karşı açıkça vaaz eden Gülen, (…) Washington tarafından kucaklandı. Yeşil Kart başvurusu, ABD’de ikamet etmeye devam etme isteğinin CIA içerisinden bir yetkili tarafından desteklendiğini ortaya koymuştu… Hareketin etkinliklerine eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright ve eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan gibi parlak isimler katılıyordu.”

DUMANLI’DAN SERT TEPKİ

International Herald Tribune gazetesindeki bu “analiz” haber, aslında “Gülen ve Cemaat’in şifresi”ni çözen, “önemli tesbit”lerle dolu ilginç bir haberdi!..

Gördüğünüz gibi, eksik de olsa; hem “yapılanma”yı, hem “gizli ajanda”larını, hem de “takiyye taktikleri”ni anlatıyordu!,.

19 Nisan 2012’de, “Türkçe” metni Milliyet’te yayınlanan bu yazı, Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’yı o kadar kızdırmış, o kadar öfkelendirmiş ki 4 gün sonra, yani 23 Nisan 2012’de, bu yazıya, son derece sert bir cevap verip, demiş ki;

l “Son yıllarda, uluslararası medya markalarının değeri, güneşi gören kardan adamlar gibi eriyor!”

l “International Herald Tribune Gazetesi,   Fetullah Gülen hakkında bir habere yer verdi. Bir haber bu kadar mı önyargılı olur, bu kadar mı objektiflikten uzak bulunur! Yorum hatası değil; resmen bilgi hatası yapıyorlar. Tam bir gazetecilik rezaleti!”

l “Fetullah Gülen’le ilgili iddialar deli saçması!.. Bu tavır, marjinal gazetelere yakışıyor!.. Bu; habercilik değil, gazetecilik katliamı!”

l “Aslında yabancı basının yaptığı korkunç gazetecilik hatasını ilk defa görmüyoruz… 10 senedir hızla artan bir önyargıyla kirli haber bombardımanı var Batı basınında… Konu AK Parti olunca; Tayyip Erdoğan’dan bahis açılınca, Abdullah Gül gündeme gelince; yabancı basının Türkiye’deki temsilcileri yanlı ve yanlış haberlere imza atıyor. İşte tam bu sebepledir ki yabancı basını takip edenler Türkiye’deki sosyolojik dinamikleri bir türlü okuyamıyor; çünkü oraya yansıyan, bu ülkedeki önyargılı dar bir zümrenin evhamından başka bir şey değil. Bu arada olan, uluslararası medya markası haline gelmiş itibarlı kurumlara oluyor; çünkü dünyada merkez medya diye bilinen bu kurumlar Türkiye’de marjinalin de ötesinde marjinal bir duruma düşüyor.”

DÜN DÜNDÜR… BUGÜN BUGÜN!

Gördünüz mü, “Ekrem’in kükremesi”ni?. 

“Nasır”larına basılınca, nasıl da bağırıyorlar, “kendilerine dokunulduğunda” nasıl da hiddetleniyorlar!..

Demek oluyor ki;

“Gülen’e dokunan yanar!

Cemaat’e dokunan itibarsızlaştırılır!”

Gördünüz ya;

Nisan 2012’de, “Haçlı Medyası”na cevap verebilmek için, AK Parti’nin, Tayyip Erdoğan’ın ve Abdullah Gül’ün arkasına gizleniyorlar, onlara “sarılıyorlar” ve kendilerini “aklamaya” çalışıyorlardı!..

“Batı basını”nın haberlerini, “yanlı ve yanlış” buluyorlardı!.. Çünkü, o günlerde, “AK Parti’ye, Erdoğan ve Gül’e ihtiyaçları vardı” ve savunmalarını onlar üzerinden yapıyorlardı. O günlerde, AK Parti, Erdoğan ve Gül, “cici”ydi!..

Ama bugün, nasıl bir “takiyye” yaptıkları ortaya çıktı!..

Dün, “Batı medyası”nın yazdıklarına “tu kaka” diyen Ekrem Dumanlı, ne gariptir ki; 2 yıl sonra “Aynı Batı medyasında, bugünkü Batı medyasının aynı nefret dilini kullanıyor!”

AK Parti’ye nefret kusuyor!..

Hükümet’e kin fışkırıyor!..

Erdoğan’a öfkeyle saldırıyor!..

Anlayacağınız;

Dün, “Batı’ya saldırabilmek için Müslümanlara sarılıyorlar”dı…

Bugün ise, “Müslümanlara saldırabilmek için Batı’ya sığınıyorlar!”

Aksini iddia edenler;

International Herald Tribune gazetesindeki “analiz haber”ive Ekrem Dumanlı’nın bu gazeteye verdiği “zehir-zemberek cevabı” tekrar okusun!..

Tabiî, aynı Ekrem Dumanlı’nın; 2 Ocak’ta The Washington Post’a yazdığı “Erdoğan ve Hükümet aleyhtarı” yazıya da, bir bakmalıdır!..

Bakmalı ve “Fetullah Gülen ile Cemaat’inin yaşadığı savrulma”yı görmelidir!..

Neredeeen, nereye?..

40 yıl boyunca “Müslümanların omuzları”na basarak yükselen, “22 milyar dolarlık bir servet ve güce kavuşan bir Cemaat, ne hâllere düştü?..

Dediğim gibi;

Dün, “Haçlı’ya karşı Müslümanlara sarılıyorlardı”, bugün ise,  “Müslümanlara karşı Haçlı’ya sığınıyorlar!”

Diyecek fazla bir şey yok;

“Sevdikleriyle haşrolsunlar!”

*************************************************************************

Sürpriz yok… Meclis, “Kumpas Plânı”nı bozdu!

Olması gereken buydu… 

“Paralel İhanet Çetesi ve müttefikleri”nin günlerdir yürüttükleri “algı operasyonları”na, “Yüce Divan’da aklansınlar” diyerek, “Kirli 17-25 Aralık operasyonlarını aklama” çabalarına rağmen; Meclis Soruşturma Komisyonu,dün kararını verdi: 

“Zafer Çağlayan’ın, Egemen Bağış’ın, Muammer Güler’in ve Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a sevk edilmelerine gerek yok.”

“9 AK Partili, 4 CHP’li ve 1 MHP”den oluşan Meclis Soruşturma Komisyonu’nun verdiği bu karar; “4 bakanı aklama”nın da ötesinde, “Kirli 17-25 Aralık Operasyonları’nı mahkûm etme” anlamı taşır!..

Komisyon, eğer 4 bakanı “suçlu” bulmuş olsaydı, “Paralel İhanet Çetesi ve müttefikleri” bağırmaya başlayacaklardı: “17-25 Aralık operasyonları aklanmıştır!.. Bu operasyonu yürüten Hakim, Savcı ve Polis’lere, itibarları derhal iade edilmelidir!”

“Hesap”ları buydu, “plân”ları buydu… Yeni bir “algı dalgası” başlatacaklar ve“Türkiye’nin gündemini aylarca işgal edecekler”, sürekli olarak “yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet” diyeceklerdi!..

Ama, “kumpas plânları” bozuldu!..

Sürpriz yok… Olması gereken buydu!..